DOSTLARA MEKTUP

Sevgili Doğa ve Hayvan Dostları,

Canlarımız sokaklarda yaşam mücadelesi verirken ayrı bir cephede de insanlarla mücadele etmektedirler. Her ne kadar hayvanlar konusunda farkındalık gün geçtikçe artıyor olsa dahi hayvanlara karşı gösterilen vahşet azalmamaktadır. Aynanın diğer yüzünde ise sokak hayvanlarından korkan insanların varlığı gerçeği ile de karşı karşıya kalmaktayız. Aslında biliyoruz ki çoğu mahalle ve sokaklarda yaşayan sokak hayvanları, o mahalle ve sokağın sakinleri olmuşlardır.

Dün, benim hayvan sever olduğumu bilen bir komşum yanıma gelerek bana bir konu danışmak istediğini dile getirdi. Ablasını Ankara Birlik Mahallesinde bir köpeğin ısırdığını ve ne yapmaları gerektiğini sorunca doğal olarak ben; köpeğin sokak köpeği olup olmadığını ve küpesi de olup olmadığını sordum. Komşum, gerekli sağlık önlemlerini aldıklarını söyledi. Ancak devamında  “Bu sokak köpeklerini ne yapacağız?” diye sordu. O an anladım ki esas konu köpekleri şikayet etmekmiş. Durum böyle olunca beni hayvan sever kişiliğim sebebiyle durdurmadığı, Çankaya Belediyesi Eski Başkanı eşi olmam vesilesiyle durdurarak şikayette bulunduğunu fark ettim. O zaman, kısaca bunu bana değil; gelmiş geçmiş ve bu konuda gerekli önlemleri almayan, hatta sokak hayvanlarını azaltmayı insani olmayan yöntemlerle gerçekleştiren anlayışı bize sunan yönetimlere bu şikayette bulunması gerektiğini dile getirdim. Bu hususta tüm hükümetlerin ve kanun koyucunun sorumluluk altında olduğu yok sayılamayacak bir gerçektir.

Federasyon, dernekler ve hayvan severler olarak sokak hayvanlarının artmaması için alınabilecek tedbir ve yöntemleri Orman ve Su İşleri Bakanlığı ile Valiliğin birlikte oluşturduğu Hayvan Hakları Komisyonu’nda dile getirdik. Ayrıca bu savlarımızı Mecliste oluşturulan alt komisyonda da aynı şekilde savunduk.

İşin özü, sokak hayvanlarının popülâsyonunun artmasının da temel sebebi insanların yanlış yorumları ve hayvana bakış açılarıdır. Hayvan popülasyonunun artışını engellemek amacıyla yukarıda bahsetmiş olduğum komisyonlarda da dile getirdiğimiz bir takım öneriler bulunmaktadır.

Bu önerilerimizi birkaç maddede açıklayacak olursak;

  • Evcil hayvanların çiplenerek kayıt altına alınması gerekliliği. Böylelikle bir hevesle alınan ancak canlı olduğu unutularak sokağa atılan canlar Devlet güvencesine alınmış olacaktır. Bu vesileyle çiplenmiş hayvanların sokağa atılması durumunda sahiplerinin bulunarak cezaya tabi tutulmaları gerekliliği, caydırılığı ve farkındalığı oluşturmak için önemli olacaktır.
  • Hayvanları Koruma Kanunu’nun ismi değiştirilerek “Hayvan Hakları Kanunu” olması gerekliliği. Mevcut kanunda hayvanlara yönelik işlenen her türlü suç kabahatler kanununda değerlendirilmiş olup para cezası ile cezalandırılmak suretiyle caydırıcılıktan çok uzak bir pozisyon almaktadır. Yeni yasa teklifinde her ne kadar ceza kanununa tabi olması öneriliyorsa da, önerilen şekil ve anlam bakımından bu, yeterli değildir.*
  • Suyun musluğunu kapatmak anlamında Hükümet tarafından en az 5 yıl* kadar yurtdışından kedi, köpek vs hayvanların ithal edilmemesi ve ülkeye kaçak yollarla sokulmasının kesinlikle engellenmesi gerekliliği.
  • Kedi, köpek vs üreticilerinin kontrol edilmesi ve üretime en az 5 yıl kadar müsaade edilmemesi.
  • Petshop’larda canlı hayvan satışının kesinlikle yasaklanması gerekliliği.
  • Sokak hayvanlarının kısırlaştırılması ve aşılanması hususunda belediyelerin koordinasyon içinde ciddiyetle çalışması ve hayvanların çiplenerek alındıkları yerlere bırakılması.
  • Hayvan haklarının çocuklara ve yetişkinlere anlatımında basının, sosyal medyanın ve sanatçıların olumlu katkıları yadsınamaz. Ancak okullarda hayvan hakları konusunda bilinçlendirme çalışmalarının yapılması devlet eliyle de teşvik edilmelidir.

Ne güzel demiş atalarımız… İğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır diye… Uzun lafın kısası sokak hayvanlarının nüfus artışının sebebi de çözümü de yine biz insanlardadır..

Behiye Fatma ERYILMAZ

DOĞÇEV Başkanı

Açıklamalar;

  • (*)Cezaî yaptırım içermeyen yasa, caydırıcı ve önleyici olamaz; bir konu hakkında esas, zorunluluk ve yükümlülükler getirip karşılığında hiçbir yaptırım belirlemeyen yasa çalışması ne hayvanlara ne de topluma bir fayda sağlayabilir. Mutlaka yerel yönetimlerin, kamu görevlilerinin de cezaî sorumluluk altına alınmaları düzenlenmelidir. 14 yıldır yürürlükte olan 5199 sayılı Kanunda belirtilmiş olan idarî para cezalarını kestirmek için bile defalarca başvuru yapmamız gerekirken, her hayvana şiddet eyleminde Bakanlığın şikâyetçi olacağını ve davayı takip edeceğini düşünmek, pek mümkün olmayabilir. Yaralama, öldürme, eziyet, tecavüz, dövüştürme ve benzeri fiiller yasada tek tek tanımlanmalı ve düzenlenmelidir. Bu maddeler insanlara yönelen şiddet eylemlerinde nasıl ayrı ayrı düzenlenmişse, hayvanlar için de öyle düzenlenmelidir. Her fiilin tanımı ve kapsamı net olarak belirlenmeli, cezaları ayrı ayrı ve açıkça belirtilmelidir ki uygulamada karmaşa yaşanmasın. Mevcut taslakta bu düzenleme muğlak durumdadır. Tasarı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın yazılı müracaatı şartı korunarak yasalaştığı takdirde, sahipli hayvanlar için hayvan sahiplerinin; sahipsiz hayvanlar için ise Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın müracaatı şartı aranacaktır. Bu durumda kişi kendi hayvanını öldürür, yaralar ya da hayvana eziyet ederse yargılanması mümkün olmayacaktır. Sahipsiz hayvanlara yönelen şiddet eylemleri açısından ise Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın iş yükü çok artacağı için, mevcut durumda bile talebe güçlükle yetişebilen Bakanlığın bununla başa çıkamayacağı açıktır.
  • (*)Sokak köpeklerimiz sokaklarda yaşam mücadelesi verirken açlık, başka hayvanların saldırısı, trafik kazaları ve çetin hava şartları gibi tehditlerle karşı karşıyadırlar. Bu nedenle ortalama 17 yıl olan ömürlerini asla tamamlayamadan sokaklarda hayatlarını kaybetmektedirler.  5 yıllık bir süre için üretimin durdurulması ve dışarıdan ithal, kaçak hayvanların sokulmasının önlenmesi, sokağa daha fazla atılan can olmasını engellemek için önemli bir tedbir olarak karşımıza çıkmaktadır.